İş Dünyası Toplum

14 şubat kutlu olsun

“Amerikalıların telefona ihtiyacı var, ama bizim yok. Bizim elimizde bir yığın haberci çocuk var.”

1876, Sir William Preece, Postane Başmühendisi, İngiltere

Vizyonu dar adamları seviyorum. Çünkü onlar aptal kalabalıkları ve beceriksiz yöneticileri meydana getirirken, kafasını biraz çalıştıranlar gemilerini daha rahat yürütüyorlar. Vizyonu geniş adamlar uzun yol kaptanıdır, dar görüşlüler ise kıyı balıkçısı.

Hikâyeyi bilirsiniz… Edinburgh’da doğup ABD’de büyüyen, Kanada ve ABD arasında mekik dokuyan Alexander Graham Bell, Boston Üniversitesi’nde profesörlük yaparken, aklı fikri sesleri mekanik olarak yeniden üretmek ve bu sayede daha yüksek seslere ulaşıp sağırların duymasını sağlamaktaydı. Bu işe kafayı takmasının sebebi sağır bir kıza aşık olmasıydı falan diyenler de var ama bilemem o kadarını.

Sonuçta bu amca çalıştı çabaladı, sesleri önce elektrik dalgasına sonra yeniden ses dalgasına çevirecek bir yöntem buldu ve patentini aldı. Hatta bu icat o kadar dikkat çekti ki, ABD’de bir belediye başkanı müthiş öngörüsünü konuşturup, “bir gün her kentte bir tane olacak” diye açıklama bile yaptı. Offf her kentte bir telefon olması fikri gerçekten harikaydı!

Sonra Thomas Edison üçkâğıtçısı 1878 yılında telefon adlı bu aleti geliştirip fonograf diye bir şey icat ettiğini söyledi. Hatta fonografın tanıtıldığı toplantılardan birinde ünlü fizikçi Jean Bouilland, tanıtımı yapan fizikçi Du Moncel’in yakasına yapışıp, “bir fizikçinin, vantrologları taklit edip bunu bilim diye yutturmaya çalışmasının ahlak dışı olduğunu, makinelerin asla konuşamayacağını” falan söylemiştir. Aslanım benim!

1865′e gelindiğinde Maxwell elektromanyetik dalga kuramıyla ilgili ilk makaleyi yayınladı, kimse sallamadı ama taa 1887′de Heinrich Hertz bu kuramı kullanarak ilk telsiz telgraf sistemini kurdu.

Hertz Almanya’da çalışırken, İngiltere’de Oliver Lodge aynı makale üzerinden telgraf çalışmalarını sürdürüyordu.

Ama ilginçtir, ne Hertz ne de Lodge bu yaptıklarını iletişimde kullanmayı düşünmediler. Tek dertleri Maxwell’in haklı olduğunu kanıtlamak ve bazı bilimsel gerçekleri ortaya çıkarabilmekti.

Fakat 1892′de William Crookes ortaya çıktı ve bu sistemin haberleşme teknolojilerinde bir çığır açacağını iddia eden makaleler yazarak piyasaların da dikkatlerini çekip patent başvurularının yeniden canlanmasını sağladı. Hertz ve Lodge’un ellerindeki malın kıymetini anlamadan bilimsel savaşlar vermelerinin aksine Crookes, bu dalgaların hava koşullarını kontrol edebileceğine bile inanıyor, herkesten fazla güveniyordu.

Bunun ardından gaza gelen Lodge, Mors Alfabesi’yle -55 metrelik mesafeye de olsa- ilk mesajları gönderen adam olarak tarihe geçti.

Sonra da yürüdü gitti iş. Mors Alfabesi, telgraf, kablolu ve kablosuz telefonlar, araç telefonları, cep telefonları, uydu telefonları, internet falan derken Google Talk çıktı ki bence süper bi’ olay!

14 Şubat bu nedenlerle kutlu olsun işte!

Güvercin, duman, ulak gibi sistemlerle gerçekleştirilen organik iletişim teknolojilerinin, yerini mekanik iletişim teknolojilerine bıraktığı tarih olan 14 Şubat’ı “seni şok seviom bebeeem” diye kutladığınız için tarih sizi affetmeyecek!

(Graham Bell neden iyidir? Thomas Edison gibi Nicola Tesla’nın fikirlerini çalıp paraya çevirmeye çalışmak yerine sağırlar da duysun diye çabalamış diye iyidir. Yeterli bence)

Ayrıca Graham Bell’in Allessandra Lolita Oswaldo diye bir sevgilisi olduğu, telefona bakarken söylenen “alo” sözcüğünün buradan geldiğini iddia eden hoax mailleri ona buna gönderip duran forward manyaklarını yakaladığınız yerde ıslak meşe odunuyla dövün.

p.s. Sevgilisine çiçek almak veya hoş bir akşam yemeği yemek için 14 Şubat’ı bekleyenler, sözüm size! Telefonla da sadece 14 Şubat’larda konuşun siz.

Şubat 2009, Los Angeles

Bir de şu konular var

Siz ne dersiniz?

E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.