Siyaset

Vekile ceza kesilmez!

Trafikte geçiş üstünlüğü olan araçlar belli oldukları için, trafik kurallarına uymamaları kazaya neden olmaz, zaten kurallar da buna göre düzenlenmiştir. Tepe lambaları yanmakta olan ambulans, itfaiye gibi araçların kırmızıda durmayacağını, emniyet şeridinde yüksek sürat yapacağını bilir, ona göre davranırsınız. Ancak sıradan bir sivil otomobilin kırmızıda durmaması ölümcül sonuçlara yol açabilir.

Yani bir sivil otomobilin içindeki şahıs ne kadar önemli olursa olsun, ne kadar acele bir işi olursa olsun, trafik kurallarına uymak zorundadır. Bu durum trafikteki diğer sürücülerin otomobilin içindeki şahsiyeti sevmemesi yüzünden değil, aracın görünüş itibariyle diğer otomobillerden farksız olması nedeniyle böyledir. Beklenmedik hareketler kazaya neden olabilir.

Bazı geri kalmış ülkelerdeyse, bu tip sonuçlar pek kaale alınmaz. Mesela Türkiye…

Geçtiğimiz günlerde meclisten geçen yasaya göre, bundan sonra milletvekillerine trafik cezası kesilmeyecek. İstedikleri gibi gidecekler, kuralları hiçe sayacaklar ve polis onları durdurduğunda özür dileyip yol verecek.

Neden mi? Çünkü onların dokunulmazlığı var.

Olay, CHP milletvekili Kemal Anadol’a kesilen trafik cezasının Ankara 8. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından dokunulmazlık gerekçesiyle iptal edilmesiyle başlamış. Bunu duyan CHP Sinop milletvekili Engin Atay, 06 CHP 70 plakalı aracına kesilen cezalardan bıktığını söylemiş. Demiş ki, “bana bir tane ceza almış AKP’li plaka göstersinler özür dileyeceğim. Benim aracımın plakasını gören trafik polisi arkadan ceza yazıp gönderiyor.”

Yani trafik polisleri o kadar ahlaksız ki, sırf araç CHP plakalı diye ceza yazıyorlar. Ceza tutanağına herhangi bir trafik kusuru yazmıyorlar, boş makbuza kafalarına göre bir bedel yazıyorlar. Milletvekilinin suçu yok, otomobilini gayet düzgün kullanıyor, kurallara uyuyor. Yersen…

O özür dileyeceğini iddia edince AKP’liler de hemen gaza gelmişler ve 4 AKP’li vekil Abdurrahman Arıcı, Mehmet Tunçak, Lütfi Çırakoğlu ve Metin Kaşıkoğlu da “hepimize ceza geliyor” diyerek ağlaşmışlar.

Milletvekillerini üzmemek lazım. Birbirine sürekli laf sokan, meclisi ringe çeviren, rekabet eden milletvekilleri, bazı konularda çok iyi anlaşırlar. Meclise yeni koltuklar alınacaksa, makam otomobilleri yenilenecekse, maaşlara zam yapılacaksa bütün milletvekilleri ortak noktada buluşmayı başarırlar.

Bu konuda da aynısı olmuş. “Madem kesilen cezalardan şikayetçiyiz, o zaman bize ceza kesemeyecekleri bir sistem kuralım. Vekil değil miyiz, veririz oyumuzu, yaparız kanunumuzu.”

Hemen yasayı yenilemişler ve 12.550 kişilik bir “imtiyaz grubu” oluşturmuşlar.

550 milletvekilinin yanısıra 12.000 hakim ve savcı da bu yeni düzenlemeye dahil edilmiş. Bundan sonra hata yapan hakim, savcı ve milletvekillerine ceza kesilmeyecek, bugüne kadar kesilen cezalar da iptal edilecekmiş.

Daha da ilginci, düzenlenen ceza tutanaklarına itiraz nedeniyle mahkemelerce aleyhte sonuçlanan kararlardan doğan parasal miktar da, cezayı kesen polisten tahsil edilecekmiş.

Ey trafik polisi! Sen kimsin de milletinin vekiline trafik kurallarına uymadı diye ceza kesiyorsun? Senin haddine mi düşmüş koskoca vekili cezalandırmak! Kendinden utan!

Bu noktada benim ilgimi çeken iki şey var.

Siyasetin şu karikatürden farklı olmadığını zaten biliyoruz.

Birincisi, CHP’nin her fırsatta dokunulmazlıkların kaldırılmasıyla ilgili atıp tutması. Deniz Baykal olsun, Kemal Kılıçdaroğlu olsun sürekli dokunulmazlıkların kaldırılması gerektiğinden dem vuruyorlar. Ancak trafik kusuru gibi basit bir işlemde bile AKP ile kolkola girerek dokunulmazlıkların getirdiği nimetlerden yararlanmaya çalışıyorlar. Aslında çok ilginç bir nokta sayılmaz, siyaset politikacının kendine yakışanı giymesidir sonuçta.

İkinci ve daha önemli unsur ise, bu durumdan zarar görecek olan insanlar. Kuralları çiğnediğinde ceza yemeyeceğini bilen bir milletvekili kırmızı ışıkta geçerken bir yayaya çarparsa kim haksız olacak?

Otobanda gelip bana arkadan çarparsa kanun önünde hangimiz hatalı sayılacağız?

Eminim bunun da yanıtını bulmuşlardır ama ben bulamadım. Gazetelerde bu durumun da açıklaması yapılsaydı keşke. İstanbul trafiği karışık ve risklidir ama milletvekillerinin kural ihlalinden dolayı ceza almayacak olmaları gerçekten korkuttu beni. Kimin ne zaman nasıl davranacağının bilinmediği bir trafikte otomobil kullanmak riskli iş. 12.500 otomobil az bir rakam değil, her an her yerde karşınıza çıkabilirler.

Umarım başımıza bir iş gelmez.

Ekim 2010, İstanbul

Bir de şu konular var

Siz ne dersiniz?

E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.