Seyahat Toplum

Küçükkuyu’nun yok oluşu

“Sizinle, bir süredir kafamı meşgul eden bir düşüncemi paylaşmak istiyorum. Bu düşünce aklıma sizin türünüzü sınıflandırmaya çalışırken geldi ve anladım ki sizler aslında memeliler sınıfına dahil değilsiniz.

Bu gezegendeki tüm memeliler, yaşadıkları çevre ile içgüdüsel olarak bir denge kuruyorlar. Ama siz insanlar öyle değilsiniz. Bir bölgeye yerleşiyorsunuz ve çoğalıyorsunuz, tüm doğal kaynakları tüketene kadar çoğalıyorsunuz. Canlı kalabilmenizin tek yolu başka bir bölgeye yayılmak.

Bu gezegende bu şekilde yaşamını sürdüren bir organizma daha var. Ne olduğunu biliyor musun? Virüsler. İnsanlar hastalıktır. Bu gezegenin kanserleri. Sizler vebasınız. Ve bizler de bunların ilacıyız.”

Demişti Ajan Smith, Matrix’de.

Bugün, Kaz Dağları’nın yamaçlarından Küçükkuyu’ya bakarken bunu düşündüm. Doğru söylemişti Ajan Smith.

Az sayıda insanın mutlu mesut yaşadığı küçük bir balıkçı kasabasıydı Küçükkuyu. Fakat “işi gücü bırakıp Ege’de bir balıkçı kasabasına yerleşmek lazım hacı” diyenler yüzünden, binleri aştı nüfusu. Yükselmeye devam ediyor.

“Yemyeşil Kaz Dağları ve turkuaz Ege” tablosu, yerini hızla çirkin, zevksiz konutlara, ve alabildiğine lümpen bir halka bırakıyor. Zeytinlikleri kemire kemire ilerliyor Küçükkuyu. Çeşme gibi, Bodrum gibi.

Doluyor, doluyor, doldukça ilerliyor. Assos’u, Kadırga Koyu’nu yok etmek için ilerliyor. Bodrum’un yok oluşuna şahit olamadım ama Alanya’nın, Çeşme’nin ve özellikle Alaçatı’nın nasıl yok edildiğini gördüm. Şimdi Küçükkuyu’yu izliyorum çaresizce.

Yüzüklerin Efendisi’nde Saruman’ın ent ormanlarına doğru ilerlemesi gibi ilerliyor. Ve ne bir Gandalf, ne de bir Frodo var bu gidişe dur diyecek.

Santim santim yok edilen Ege’nin bir hatırası olsun diye çektim bu kareyi.

Aralık 2016, Küçükkuyu, Çanakkale

Bir de şu konular var

Siz ne dersiniz?

E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.