Toplum

Sabah ezanıyla iftar

Dün akşam iftar için şehir merkezinin biraz dışında, hoş bir restorana gittik. Arada bir giderim, deniz kenarında, ağaçlar arasında, sessiz sakin bir yer.

İftara 10 dakika kala oturduk masaya, muhabbet ederken vakit geldi. Restoran merkeze uzak, ezan sesi gelmez normalde. Fakat bir ezan başladı vakit girince, garipsedim bir an. Restoranın ezan hizmeti varmış müzik sisteminden.

Şimdi muhabbet koyu, ezana kulak kabartamıyorum ama makamı hiç akşam ezanı değil. Lan bitmiyor, teganniden ölecek adam.

“Esselatü hayrun minennevm,” derken uyandım olaya, arkadaşlar sabah ezanı yüklemişler sisteme. Garson bizim masadaydı o esnada, sordum anlayamadı. “Sabah ezanı olduğunu bilmiyordum. Ramazanın başından beri aynı kaydı çalıyoruz, kimse sormadı,” dedi. Ne mekan sahibi, ne çalışanlar, ne de müşteriler her iftarda sabah ezanı okunduğunun farkına varmamışlar.

Bakın mesele ezan makamı falan değil. Hiçbir restoran, iftar vakti ezan sesi yayınlamak zorunda değil. Hiçbirimiz oruç açmak için ezan sesi duymak zorunda da değiliz.

Mesele, bu toplumun takiyyede, riyada artık tiksindirici bir seviyeye ulaşması. Mekân işletmecilerinin “zengin müslümanlar iftar için geliyorlar, ezan duyuralım da ne kadar mümin olduğumuzu gösterelim,” zihniyetinde olduğunu hissetmek, insanın midesini bulandırıyor.

Olduğunuz gibi davranın yahu. Rol yapmaya çalışınca hepten itici oluyorsunuz.

Haziran 2017, İstanbul

Bir de şu konular var

Siz ne dersiniz?

E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.