Otomotiv Seyahat Toplum

Karda sürmek

Çocukken babam Şile köylerine satışa giderdi. En sevdiğim şeylerden biriydi onunla birlikte gidip köy yollarında dolaşmak. Hele kış geldiyse, yollar karlıysa, değmeyin keyfime.

Bazen kışlar sert olurdu, karanlık orman yollarında İstanbul’a dönerken çakalların çığlıklarını duyardık. Ürperirdim.

Zaman geçti, ben büyüdüm, o köyler şehir oldu ama içimdeki yol tutkusu hiç değişmedi. Sıcacık arabada ilerlerken kara saplanıp, ellerin soğuktan uyuşuncaya kadar uğraşıp, sonra yeniden yola koyulmak… Gündüz heyecan ararken, gece ay ışığında parlayan karlar üzerinde vahşi hayvanların seslerini dinlemek… Off-road tutkusu değil, ralli de değil, sadece yolda olmanın verdiği haz bu.

Elbette cesaret ve o cesaretin içini dolduracak kadar beceri de gerekiyor, dağ başında çakılıp kalmamak için.

Otomobil de önemli. Ancak off-road yapmıyorsanız, birçok otomobil iş görür. Ülkemizdeki trafiğin temel sorunlarından biri zaten bu: Kullandığımız araçların limitleri hakkında hiçbir fikrimiz yok.

Şehirlerde hayatı felç eden kar değil, beceriksizlik. Cumartesi günü E5 kenarında takla atmış Range Rover gördüm. Girişte kayıp yolu kapatmış bir X6 yüzünden dün gece oturduğum siteye girilmiyordu.

Bugün Bahçeşehir üzerinden dönerken hem E5, hem otoban üzerinde onlarca terk edilmiş araç vardı. Böyle bir garipliği en son 16 Temmuz sabahı Basın Ekspres yolunda görmüştüm.

“Arabayı otobanda terk ettim.”

“Neden?”

“Kar yağdı.”

İstanbul her kış yoğun kar yağışına maruz kalan ve her seferinde yağışı suçlayan bir şehir. Herkes belediyeye atıyor topu. Peki sen bunca kar alarmına rağmen yazlık lastiklerle trafiğe çıkacak kadar IQ yoksunu bir adamsan belediye ne yapsın?

Kış lastiğiniz yoksa, karda sürmeyi veya zincir takmayı bilmiyorsanız trafiğe çıkmayın. Yüzbinlerce insanın hakkına giriyorsunuz, yapmayın bunu.

Ocak 2017, İstanbul

Bir de şu konular var

Siz ne dersiniz?

E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.