Toplum

Sağlık orucu

Üç gündür devam eden şiddetli grip, bu gece yerini dehşetli bir bel ağrısına bıraktı. Artık hastalık süresince yattığımdan mıdır bilemem ama uykudan uyandıracak şiddette bel ağrısı gerçekten berbat bir şey.

Hastayken en sevdiğim şey, fotoğraftaki gibi bir odada oturup kitap okumak. Bu süreçte de hem kitap okudum, hem haberleri inceledim. Bence en önemli haber, Nobel’di.

2016 Nobel Tıp Ödülü’nü, otofaji üzerine yaptığı çalışmalarla Yoshinori Ohsumi kazandı.

Latince auto (kendi) ve phagy (yemek) kökeninden gelen autophagy için hücrenin kendi kendini yemesi diyebiliriz. Ancak hücre kendini tamamen sindirmiyor, zor koşullar altında ayakta kalabilmek için bir kısmını sindiriyor ve doğal olarak kendini yenilemiş oluyor.
Bu mekanizma sayesinde vücut kanser ve diyabet gibi hastalıkları önleyebiliyor, sağlıklı metabolizmayı koruyor.

Mekanizmanın bozulması ise parkinson, diyabet, kanser ve diğer bazı hastalıkları tetikleyebiliyor.

Ohsumi, otofajiyi keşfettiği için almadı bu ödülü. Bu mekanizmanın arkasındaki geni keşfettiği için aldı.

Otofaji, geleneksel tıpta eskiden beri uygulanan açlık tedavisine benziyor. Bu işlemin gerçekleşmesi için 24 saatten 10 güne kadar çıkan açlık seansları var. Çünkü vücut aç kaldıkça gerçekleşiyor bu işlem.

Tabi geleneksel tıbbın çözümlerini “kocakarı ilacı yea” diye kulak arkası eden bir toplumdan böyle araştırmalar bekleyemeyiz. Bu çalışmanın eski tıp ahlakını sürekli kurcalayan Japonya’dan çıkmasıysa hiç şaşırtmadı.

Biz şimdilik hastalara daha fazla yedirmenin derdindeyiz. “Rengin solmuş, ye yavrum ye!”

Yemesin yavrunuz. Hastalara zorla yemek yedirmeyin. İyileşmek için uğraşan bünyeyi bir de sindirim için zorlamayın.

Hatta sağlığınız yerindeyken de çok yemeyin. Vücut ne kadar aç kalırsa o kadar sağlıklı olur. Bilimin bazı gerçekleri henüz somut delillerle ortaya koymamış olması, o gerçekleri geçersiz kılmaz. Açlık, sağlıktır.

Ekim 2016, İstanbul

Bir de şu konular var

Siz ne dersiniz?

E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.