İş Dünyası Toplum

Suriyeli esnaf

Irak’tan bir bayimiz fuara geldi geçen gün. Yanında bir arkadaşı; kendi aralarında Arapça konuşuyorlar, bizimle İngilizce.

Biz oturduk siparişleri yazıyoruz, arkadaşı da buna yardım ediyor. Bak şu da olsun, bu da olsun falan. İşten de anlıyor adam, ne gider ne gitmez biliyor az çok.

Bir ara sordum beraber mi çalışıyorsunuz, daha önce hiç görüşmedik diye. Yanıtı çok acıklıydı.

“Suriye’de 6 tane mağazam vardı benim. Savaş yüzünden hepsini kaybettim, şimdilik Irak’ta yaşıyorum. Müşterilerimden de akrabalarımdan da çok ölen var. Ama ümitsiz değilim. Elbet bir gün Suriye’de işler düzelir. O gün geldiğinde yeniden vatanıma dönüp sizin ürünleri orada satmayı çok isterim.”

Adam öyle bir yüz ifadesiyle, o kadar içten söyledi ki bunu, içim parçalandı resmen.

Türkiye’nin halini düşündüm sonra. Sur’u, Nusaybin’i, ülkede iç savaş çıkarmak için ‘kendini parçalayan’ hainleri. İstanbul’da, Ankara’da sıcak koltuğunda oturup savaş çıksa onu yeneriz, bunu döveriz diye rüzgâr yapanları.

Eline silah almadan, barutun nasıl koktuğunu bilmeden savaşçılık oynamak, hariçten gazel okumak kolay.

Savaş dediğin bir Spielberg filmi değil, Call of Duty hiç değil. Savaş, kazanana da kaybedene de tarifsiz acılar çektiren berbat bir gerçek.

Regaib kandiliniz mübarek olsun. Bu mübarek günlerin hürmetine Allah vatanımızı her türlü hainin oyunundan korusun.

Nisan 2016, İstanbul

Bir de şu konular var

Siz ne dersiniz?

E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.