İş Dünyası Seyahat Siyaset Toplum

Yugoslavya

Yugoslavya bölgesine ne zaman gitsem hep benzer düşüncelerle dönüyorum Türkiye’ye: Üzerinde yaşadığımız değerlerin kıymetini bilmiyoruz.

Adriyatik’e en az İtalya kadar kıyısı olan, 23 milyonluk nüfusuyla Avrupa’nın altıncı büyük ülkesi olan, silahtan otomotive, tekstilden tarıma her türlü ağır sanayi ve ihtiyaç maddesinde ciddi üretimi olan parlak bir ülkeydi Yugoslavya.

Sen Hırvatsın, sen Arnavutsun, sen Müslüman, sen Hıristiyan, şu öyle dedi bu böyle dedi diye diye birbirine düşman ettiler adamları, parçalana parçalana bugünlere geldiler.

Bugün bir tanecik dünya markası olmayan, en büyük ülkesi yedi milyonluk Sırbistan, en küçük ülkesi 600.000’lik Karadağ olan, tırt bir bölge haline geldi eski Yugoslavya.

Sırbistan, Hırvatistan, Bosna-Hersek, Kuzey Makedonya, Slovenya, Kosova, Karadağ…

Hepsi birbirine düşman oldu, özgürlük peşine düştüler, şimdi alayı aç geziyor.

Avrupa Birliği de inceden inceye veriyor gazı, Sırplar hala Hırvatlardan intikam alma hayali kuruyor, Bosna-Hersek’te Sırp-Boşnak sürtüşmeleri devam ediyor. Makedonlar Arnavutları, Hırvatlar Slovenleri beğenmiyor.

Bu esnada AB’nin güçlü ülkeleri bunların elindeki tüm şirketleri satın alıyor, marketlerini, hastanelerini ele geçiriyor, serbest dolaşım ve çalışma izni verip gençlerini kendilerine çekerek yok paraya çalıştırıyor, özgürlüğüyle gurur duyan minik ülkelerin ekonomileri günden güne eriyor.

Artık mesele sınırı çizip kaleye bayrak çekmek değil. Hedefteki ülkeyi dışarıdan istediğiniz gibi yönetebiliyorsanız ne gerek var askerle, sınırla, aç doyurmakla uğraşmaya…

Mesele sömürmek. Bunu da kurumsallıkla, modayla, sanatla gayet medeni bir görüntüyle başarmak. Yugoslavya böyle sömürülüyor ve bir kurtuluş yolu da görünmüyor kısa vadede.

Dönüp Türkiye’ye baktığımda benzer korkular sarıyor içimi. Sudan sebeplerle çıkan kavgalara, günden güne daha da dışa bağımlı bir ülke haline gelmemize, insanların işleri yerine fındık kabuğunu doldurmayacak konularla uğraşmalarına, toplumu hızla saran cahilliğe bakıyorum, içim kararıyor.

Kendi kendine yetmenin çok ötesinde bir ülkede, harikulade toprakların üzerinde yaşıyoruz ancak kıymetini bilmiyoruz.

Mayıs 2019, Üsküp, Makedonya

Bir de şu konular var

Siz ne dersiniz?

E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.