“Lector” Latincede “okuyan” demek. Sesli veya sessiz, okumakla ilgilenen kişilere lector demişler. Bu sözcük, birçok dile olduğu gibi İspanyolcaya da sıçramış. Lector: Okuyucu. Son zamanlarda Türkiye’deki akademik ortamlarda asistanların ağız yaya yaya kullandıkları bu sözcüğün Küba’daki hikayesiyse çok hoş. Güney Amerikalılar muhabbeti seven, müziksiz...
İş Dünyası
-İyi akşamlar! Vitrindeki yelek kaz tüyü mü? -Hoş geldiniz. North Face o yelek. -Markasını sormadım. Kaz tüyü mü, elyaf mı? -Abi valla biz kaz tüyü diye aldık. Giyin, deneyin. Denedim. XXL bedene zor girdim. Oysa The North Face’in kalıpları geniştir, garip. Duruşu bir tuhaf,...
Sosyalleşmeyi Eymir’de mangal yapmak ve AVM’lerde boş boş dolaşmak olarak anlayan Ankara, kişi başına düşen AVM sayısında dünyada birinci sırada geliyor. Bu durum gazetelerde çarşaf çarşaf haber olarak kendine yer bulsa ve toplumun bir kısmı tarafından gelişme emaresi olarak gösterilse de durum o kadar...
Geçen hafta bir arkadaşımla yemek yedikten sonra, gidip bir kahve içelim dedik. Bulunduğumuz bölgede öyle çok ahım şahım mekânlar yoktu, Gönül Kahvesi diye bir yere girip oturduk. Deli gibi yemişim, karnım tok. Sadece birkaç sigara, iyi bir kahve derdindeyim. Güleryüzlü, genç bir garson geldi,...
Sabahattin Ali, Rıfat Ilgaz ve Aziz Nesin üçlüsü 1946’da Markopaşa diye bir mizah dergisi çıkarmışlar. Siyasi mizahta zirve yapan derginin tirajı, zamanın en çok satan gazetelerinden bile yüksekmiş. Fakat İsmet İnönü bu işten hoşlanmamış, kapattırmış dergiyi. Ekip tınmamış, bu kez Malumpaşa diye çıkarmışlar dergiyi....
Bahçe mobilyaları da satan bir bayimizde, ilginç bir olayla karşılaştım geçenlerde. Mağazada plastik masaların sergilendiği bahçe oldukça geniş ve işlek bir caddeye bakıyor. Biz caddeye yakın tarafta muhasebeden bir arkadaşla sigara içerken, bir araba yanaştı ve yaşlıca bir kadın inip gördüğü ilk masanın başına...
Panora AVM’den iki farklı tezgahtar deneyimi: 1. Geçen ay Panora’da bir arkadaşımın dükkanı kapatmasını bekliyordum. Baktım yakında bir Dockers mağazası var, girip biraz oyalanayım dedim. Mağazanın kapanmasına 10 dakika kala girince, genelde yüzü asılır tezgahtarların. “Nerden çıktı bu saatte, kasa kapatıyoruz.” Fakat bu arkadaş...
Doğadaki hayvanlara yemek verip tembelliğe alıştırmaktan bahsedince, Selim Tuncer’in bir yazısı geldi aklıma. Tarihçi Arnold Toynbee’den örneklemeler yaptığı yazıda özetle diyordu ki, “göğüslenebilir şiddette bir tehdit olmadan, bir markanın doğup büyüyüp, serpilmesine imkân yoktur.” Tıpkı doğadaki gibi. Sumak, böğürtlen veya meyve ağaçlarının, budandıklarında bunu...
Çanakkale’de böyle bir balıkçı var. İlk gördüğümde şaşırmıştım. Harca bulanıp yağda kızartılarak ekmek arasında roka ile servis edilen mezgit ve dil balığının, Çanakkale gibi balık kültürünün yüksek olması gereken bir şehirde satılabilmesi bana garip gelmişti biraz. Ama adam farklı bir girişimde bulunmuştu ve takdir...
Aşağıdaki restoranların hangisi pahalı? Lüks bir steak house. Müşterisini rezervasyonla kabul ediyor. Kapıya ulaştığınızda vale koşup geliyor, kapınızı açıyor, aracınızı alıyor. Ardından salon şefi zarif ve samimi bir yaklaşımla rezervasyonunuzu doğruluyor, masanıza kadar eşlik ediyor. Garsonunuz masada bekliyor, sandalyenizi çekiyor, ikramlarınızı sunuyor. Steak medium...