Sosyalleşmeyi Eymir’de mangal yapmak ve AVM’lerde boş boş dolaşmak olarak anlayan Ankara, kişi başına düşen AVM sayısında dünyada birinci sırada geliyor. Bu durum gazetelerde çarşaf çarşaf haber olarak kendine yer bulsa ve toplumun bir kısmı tarafından gelişme emaresi olarak gösterilse de durum o kadar iç açıcı değil.
Basit bir örnek vermek istiyorum. Ankara’nın en çok iş yapan AVM’lerinden biri ne havalı Panora’dır ne de gariban Antares. Mamak’ın fukarasıyla Çankaya’nın bürokratını aynı potada eriten 365 AVM, alışveriş yoğunluğunda başı çeker.
365 AVM küçüktür. Sineması yoktur. Yemek katında popüler zincirler bulunmaz. Ancak içine girerseniz buradan başka yerde şubesi olmayan uygun fiyatlı mağazalar da bulabilirsiniz, Türkiye’yi sarmış popüler zincir mağazalar da. O nedenle 365 tabiri caizse “herkese, her keseye” uygun bir AVM olarak toplumun birçok kesiminden müşteri çeker. Sinemanın yokluğu filmin başlamasını beklerken aylak aylak dolaşarak ayak sayısını artıran ve kiraların yükselmesine neden olmaktan başka bir işe yaramayan kitleleri AVM’den uzak tutar. Hedef odaklı, kompakt bir AVM’dir 365. Girersin, alışverişini yaparsın, çıkarsın.
Buranın işlevselliğinin bir nedeni de konumudur. Arkadaki Mamak Viyadüğü sayesinde Altındağ’dan, Mamak’tan ulaşmak da çok kolaydır, Turan Güneş’ten aşağı sallanıp Yıldız’dan, Oran’dan gelmek de. Mamak’ın plastik terlikli, basma etekli teyzesi de gelir, Çankaya’daki elçiliklerde çalışan varlıklı diplomatlar da, fiyata bakmadan alışveriş yapan zengin Ankaralılar da. Bu kadar farklı tipleri Ankara’nın hiçbir yerinde bir arada göremezsiniz. Yakın çevresinde başka AVM olmadığı için 365 esnafı memnundur halinden.
Gel gelelim, bir maymunun AVM çatısından AVM çatısına atlayarak Nallıhan’dan Akyurt’a ulaşabileceği AVM delisi bir şehirde 365’i de yalnız bırakacak değiller. Şu anda tam karşısında bulunan kavşaktaki Nişantaşı Pazarı kendini AVM’ye çeviriyor, onun karşısındaki boş araziye de ROMA diye yeni bir rezidans & AVM yapılıyor. Daha yukarıda Panora’nın karşısına One Tower geldi, onun yanına çok yakında Kuzu Effect gelecek. Atakule’nin de tadilatı bitmek üzere. Yani iki sene önce iki AVM’nin bulunduğu birkaç dönümlük bölge, bugün yedi AVM’ye ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor.
Ne olacak?
Düşünmeye gerek yok. Batacaklar. Şehrin en iyi iş yapan AVM’lerinden birini de batıracaklar kendileri batarken.
Bu tablo, Ankara’nın AVM’lere bakışının çok net bir özeti. Avrupa’da ayak basmadığım şehir kalmadı neredeyse, Ankara’daki kadar dengesiz AVM dağılımını ben hiçbir yerde görmedim. Bu durum iktisata da, sosyolojiye de aykırı. Devam etmesinin mümkünatı yok. Bu temenni değil, gerçek.
Yarın bu AVM’ler battığında kimse şikayet etmesin.
Aslına bakarsanız bu durum sadece Ankara’ya özgü değil, Türkiye’nin bütün büyük şehirlerini, dolayısıyla ekonomisini etkileyen acı bir gerçek. İstanbul’un, İzmir’in, Bursa’nın da çok farkı yok. Ekonomiyi sağlam temeller yerine geçici çözümlere oturttuğumuz için en ufak sarsıntıda batması işten bile değil.
Gelecek sıkıntılı.
Aralık 2016, Ankara