Terörizm, savaş, özgürlük ve demokrasi korkusuyla savunma sanayine trilyonlarca dolar kaynak ayırdı şu dünya. Yapay düşmanların tehdidi devam ettikçe kimse karşı çıkmadı. Ordular kutsallaştı, harcanan her kuruş mubah kabul edildi, hiçbir halk kendi ordusunu eleştiremedi. Eleştiren hain sayıldı. Yeni yatırım alanı da sağlık. Virüs...
Toplum
Altunizade’deki İsmail Zühtü Paşa Camii’nin rengi kızıldı bir zamanlar. Yıllar önce lisedeyken zamanın ülkücülerinden bir abiyle civarda yürürken namaz vakti geldi. Camiyi gösterdim şurada kılarız diye. “Kızıl komünist rengidir, ben burada namaz kılmam,” demişti. Bu cehalet yıllardır bırakmadı bu toplumun yakasını. Herhangi bir rengi...
İstanbul’u fethettik. 567 yıl önce. Fethedilen bölge bugün “sur içi” dediğimiz yer. Bu alan Sarayburnu, Marmara Denizi ve Haliç arasındaki kara surlarının içinde kalan yarımadayı kapsıyor. Bugünkü İstanbul’un sadece %3’ü yani. O kadar. İstanbul fethedildiğinde Haliç’te 6.2 km, Marmara Denizi kıyısında 8.2 km deniz...
Cihan-ârâ cihan içindedir, arayı bilmezler, Ol mâhiler ki derya içredir, deryayı bilmezler. Demiş Hayali, anlayana… Karantina övelim, korkmaya devam edelim diye bin türlü hikaye yazılmaya devam ediliyor malum. Yok doğa canlandı, yok hayvanlar evine döndü, yok Kadıköy’den Ağrı göründü falan. Elbette çalışmayan fabrikaların, uçmayan...
İftarın kalabalık restoranlarda, fasıl müziği eşliğinde yenen bir akşam yemeği olmadığını öğrendik. Restoranlar iki hurma, üç zeytin doldurdukları renkli tabakları iftariyelik diye çakamadılar. Siyasetçiler iftar çadırlarında riya dolu bakışlarla ezan okunmasını bekleyemediler. Gazeteciler ve ilçe başkanlıklarıyla garibanların evlerine doluşup yalandan iftar açarmış gibi yapamadılar....
Dört fakirle takılırsanız beşinci fakir, dört zenginle takılırsanız beşinci zengin olursunuz. Buradaki fakirlik veya zenginliği para olarak düşünmeyin. Bilgi, görgü, kültür, ahlak, tecrübe, çevre… Her şey olabilir. Sizden üstün insanlar, sizi de yukarı taşırlar. Onlardan taşan size damlar. Böylece öğrenmeye ve kendinizi geliştirmeye devam...
Gelin sizinle çay üzerinden bir İngiltere tahlili yapalım. Basit bir konu gibi görünebilir fakat bugünkü İngiltere’yi daha iyi anlamanızı sağlayacaktır. Lock, Stock and Two Smoking Barrels’da Eddy der ki, “bütün İngiliz medeniyeti bir bardak çay üzerine kurulmuştur.” Bu söz o kadar doğrudur ki sadece...
Aşağıdaki yazı biraz sövme sayma içeriyor, o nedenle okuyacak olanlardan şimdiden özür diliyorum. Can Yücel demiş ya hani, Bana şiirlerinde küfür etme diyorlar usülsüz, Lan bu kadar orospu çocuğunu nasıl anlatayım küfürsüz? Hakkı var. Sosyal medyanın insanlığa verdiği en büyük zarar, herkese söz hakkı...
Peynir eskiden beri ilgi duyduğum bir konu. Bazen bakıyorum da, tıpkı diğer huylarımız gibi peynirlerimiz de konar göçerliğimizi, sabırsızlığımızı temsil ediyor. Biz aceleci, sabırsız, telaşlı bir toplumuz. Bu nedenle fevri davranırız, ani kararlar veririz, uzun vadeli planlar yapamayız. Aniden öfkelenir, aniden sakinleşiriz, adalet mekanizmamız...
Alan Watts, Güvencesizlikteki Bilgelik adlı kitabında der ki: Güvence arzusu ve güvencesiz hissetmek aynı şeydir. Nefesinizi tutmanız, onu kaybetmeniz demektir. Güvence arayışına dayalı bir toplum, herkesin davul gibi gergin ve pancar kadar kırmızı olduğu bir nefes tutma yarışmasından başka bir şey değildir. Ve şunu...