Siyaset Toplum

Kobra paradoksu

İngiltere’nin Hindistan’a ilk çöktüğü yıllarda, Hindistan’ın zehirli kobra kaynayan doğası çok çektirmiş İngilizlere. Bakmışlar ki her yer yılan, her gün yılan sokmasından askerler ölüyor, pratik bir çözüm düşünmüşler. Demişler ki öldürülen her yılan için köylüye para verirsek bu fakirler yılanların soyunu kuruturlar.

Düşündükleri gibi olmuş, fukara Hindistan köylüsü kampanyaya bayılmış. Her deliği kurcalayıp kobra yakalamaya, gümüş sterlinleri cebe atmaya başlamışlar. Hatta o kadar ileri gitmişler ki kobra yılanlarının soyu tükenme noktasına gelmiş.

Tabi köylünün de safı var, çakalı var. Saf köylüler akşama kadar dağ bayır dolaşıp kobra yakalamaya çalışırken bazı çakal köylüler de kobra çiftlikleri kurmuş, yetiştirdikleri kobraları doğadan yakaladım ayağına İngilizlere itelemeye başlamışlar.

Her gün garnizon kapısına on binlerce kobra teslim edilip köylüler çuval çuval para kaldırmaya başlayınca İngiliz hükümeti olaya uyanmış. Ulan çakallara bak bizi düdüklüyorlar demişler ve iptal etmişler kampanyayı. Demişler ki yok bundan sonra para falan.

Vay sen misin bunu diyen. Lan bu kadar kobrayı nabacaz diye isyan eden köylüler, çiftliklerdeki tüm yılanları doğaya salmışlar. Hazır yetiştirilmiş cillop gibi yılanların sayısı o kadar fazlaymış ki doğada eskisinden çok fazla yılan bulunmaya başlamış. Kobra sorunu çığırından çıkmış.

İşte o gün bu gündür bir problemin çözümü için yapılan müdahalenin o problemi daha da içinden çıkılmaz hale getirmesine kobra etkisi denir literatürde.

Virüsü engelleme bahanesiyle ekonominin içine eden, halkı polisle karşı karşıya getiren, ülkede tamiri mümkün olmayan yaralar açan “kurulları” gördükçe bu hikaye geliyor aklıma.

Mayıs 2021, Çanakkale

Bir de şu konular var

Siz ne dersiniz?

E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.