Günün birinde, çok zengin bir işadamıyla sohbet ediyorduk. Laf lafı açtı ve bir ara dedi ki, “piyasaya çok lüks, yeni bir telefon lazım.”
“Abi elinde iPhone 6 var, daha iyisini ne yapacaksın” diye sorduğumda “daha akıllı demiyorum, daha lüks diyorum” diye cevap verdi. Sonra ekledi:
“Eskiden TAG Heuer, Vertu falan kullanırdık. Akıllı telefonlar çıkınca onlar devam etmedi, hepimiz iPhone kullanmaya başladık. Minibüs şoföründe bile iPhone var, böyle şey olmaz. Minibüs şoförü mutlu, Jennifer Lopez ile aynı telefonu kullanıyor. Ama ben mutsuzum minibüsçüyle aynı şeyi kullandığım için.”
Hak verdim adama. Böyle bir kitle var. Bu adam Bentley Continental GT’yi performansı için kullanmıyor. Zaten o performansı değerlendirecek yeteneğe sahip olduğunu da sanmıyorum. Onun istediği, kimsede olmayana sahip olmak. Öyle bir ürün olmalı ki bu, parasıyla almak bile zor olmalı.
Limited edition ürünlerin amacı da bu değil mi zaten? Kimsede olmayan o nesneye sahip olmanın hazzını yaşatıyor insana.
-Hey dostum, bu ürünün fiyatı 10.000 dolar ve sadece 77 adet ürettik!
-Nedir bu?
-Eşek semeri. Retro bir tasarım, hayatın yükünü simgeliyor. 7 milyarlık dünyada sadece 77 şanslı kişi sahip olacak bu nadide esere.
-Alıyorum. Çünkü ben çok özel, çok sıradışı, unique bir adamım.
Satıcının iç sesi: (Al, mal. Kaldı 76 eşek.)
Apple’ın son marifeti iPhone 7, bugün çıkıyor piyasaya. Bir dünya asgari ücretli, Apple bayilerinde sıraya girecek. 4 aylık maaşlarını cep telefonuna bağlayacaklar. Kendilerini birkaç hafalığına özel hissedecekler. “Ay sen hala iPhone 6 mı kullanıyosuuun” diyecekler arkadaşlarına. Sonra bu da yayılacak, yine mutsuz olacaklar.
Mutluluğu nesnelerde arayanların hiçbirinde o iç huzurunu göremedim ben. Ama akıl verecek de değilim. Çünkü ekonominin aşil tendonu bu zevzekler, Allah aramızdan eksik etmesin onları.
Eylül 2016, İstanbul