İş Dünyası

Tesciller falan

Ambiente’de dolaşırken, fuara sadece kesme tahtasıyla katılmış bir firma gördüm. Tik ağacından tek model kesme tahtasına 7 boy yapmış, 30 metrekare standla fuara girmiş adam. Şöyle bir diyalog yaşandı aramızda:

“Sadece bunu mu üretiyorsunuz?

“Evet. Tasarımı bize ait, özel bir modeldir.”

“İyi ama tek ürünle nasıl iş yapıyorsunuz?”

“Aynı tasarımı farklı ağaçlarla da üretiyoruz.”

“Pekala. Bizim ürünleri biliyorsunuz. 70 farklı kesme tahtamız var. Sizin bu modeli de Türkiye’de kolaylıkla üretebiliriz. O zaman ne olur?”

“Üretemezsiniz. Tasarım tescilimiz var.”

“Türkiye’ye ürün satıyor musunuz?”

“Hayır.”

“Hiç Türkiye’ye gittiniz mi?”

“Hayır.”

“Peki ben bu ürünü Türkiye’de satsam sizin nereden haberiniz olacak?”

Adam bir an duraklayıp garip garip baktı yüzüme. “Üretmemelisiniz,” dedi. “Neden?” diye sorunca ellerini iki yana açtı, “çünkü bu ahlaksızca bir davranış olur,” diyebildi.

“Canım benim,” dedim içimden. “Allah bu naifliğini daim etsin.”

Sonra sordum: “Peki ahlaksız mahlaksız, ben bunu ürettim. Türkiye yetmedi, tuttum diğer ürünlerle birlikte Almanya’ya ihraç ettim. Ne olur?”

“Almanya’da patentli olan bir ürünü ülkeye sokmaya çalışırsan gümrükte yakalanır. Taklitler imha edilir ve diğer ürünlerinin serbest bırakılması için yüklü bir ceza ödersin. Eğer gümrükte yakalanmazsa pazara çıktığında yakalanır. toplanıp imha edilir ve yine ceza ödersin.”

“Fenaymış. Peki diyelim ki ben de Alman firmasıyım. Senin yerin Münih’te, ben Hamburg’dayım. Bu ürünü üretip satsam ne olur?”

“Seni şikayet ederim. Dava bir ayda sonuçlanır. Tüm ürünlerin imha edilir ve öyle bir tazminat cezası kesilir ki, fabrikanı satsan ödeyemezsin. Eğer başka bir gelirin yoksa ticari hayatın biter.”

“Evet,” dedim. “Teşekkür ederim. Bizim üç yıldır sonuçlanamayan davalarımız var da, sizde bu işlerin nasıl yürüdüğünü merak etmiştim.”

Durumlar böyle. Hayırlı Cumalar.

Şubat 2017, Frankfurt, Almanya

Bir de şu konular var

Siz ne dersiniz?

E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.