Seyahat Toplum

Macaristan’ın incisi: Peç

Rehber peşinde civciv gibi dolandığım son gezi, ortaokuldaki Topkapı Sarayı gezisiydi. Oldum olası sevmedim kalabalık gruplarla dolaşmayı, rota neresi olursa olsun. Yalnız olacaksın gezerken, veya en fazla bir kişi olacak yanında, seni anlayabilen.

Tarih ve doğadır benim merakım. Ve bu konuda yeterince okuyan bir insan, dünyanın birçok yerinde çeşitli mutluluk nedenleri bulabilir.

Karayoluyla gezmek de bu konuda birçok avantaj sağlıyor. Benim gibi tarih meraklısı bir adamın bile bu kadarını tahmin etmediği Peç’de olmak, bu avantajlardan biri.

Benim kafamdaki Peç, Peçevî İbrahim Efendi’nin memleketi, Zigetvar yakınlarında bir şehircikti sadece.

Bugün Mohaç’tan çıkıp Zigetvar’a doğru giderken Booking’de gördüğüm güzel bir otel yüzünden saptım Peç’e. Hiçbir beklentim yoktu. Konaklayıp devam etmekti düşüncem. Belki de o nedenle, bir açık hava müzesinden farksız olan bu şehir çok etkiledi beni.

Bir şehir, ancak bu kadar iyi korunabilir. İstanbul ve Essen ile birlikte 2010 Avrupa Kültür Başkenti seçilmiş Peç. Bir İstanbullu olarak düşündüm, “bu şehrin olduğu listede İstanbul’un ne işi var?”

Bu adamlar şehrin ana merkezini ışıl ışıl korurken biz çürümeye terk ettik tarihi eserlerimizi. AVM yaptık, gökdelen diktik tarihi merkezlerimize.

Tarih nasıl korunur, merak eden belediyeciler gelip Peç’e baksınlar. Şehir merkezinden çevre kasabalarına kadar bir şehrin nasıl korunması gerektiğini öğrenirler belki.

Tek ayıpları meydandaki Gazi Kasım Paşa Camii’ni kiliseye, Jakovalı Hasan Paşa Camii’ni müzeye çevirmeleri ve Memi Paşa Hamamı’nı bizdeki Roma harabeleri gibi yıkık dökük bırakmaları. Onun da nedeni yıllardır geçmeyen acıları, bir şey diyemem. Biz kendi ülkemizdeki Osmanlı eserlerini adam gibi koruyamıyoruz ki bu adamlara hop diyelim.

Haziran 2017, Peç, Macaristan

Bir de şu konular var

Siz ne dersiniz?

E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.