Yolun ritmine kapılmış giderken yanık odun kokuları gelmeye başlar burnuna. Yaklaştıkça ayrışır kokular, odun kokusuna sıcak ekmek kokuları karışmaya başlar ve bir köy görünür tepenin ardından.
Bacaları tüten evlere bakıp, “kış gelmiş,” dersin. Pencerelerinden sarı ışıklar süzülen köy evlerine bakar, içini hayal edersin.
Sobanın üzerinde kızaran kestaneleri, fokurdayan çaydanlığı, arka bahçedeki fırında pişmekte olan ekmeği, dışarının soğuğuna inat, o yuva sıcaklığını…
Sonra devam edersin yoluna, dudaklarında Maraşlı Şeyhoğlu Satılmış’ın şiirleriyle.
“On yıl var ayrıyım Kınadağı’ndan
Baba ocağından yar kucağından
Bir çiçek dermeden sevgi bağından
Huduttan hududa atılmışım ben.”
Yol devam eder, ay pırıldar, tabiat poz verir. Köyler geçer, yollar uzar, gitmeye devam edersin.
Kasım 2017, Ordu