Son günlerde internette Sedlec Kilisesi (Sedlec Ossuary veya bizim tabirimizle kemikten kilise, kemikli kilise) ile ilgili tuhaf ve kışkırtıcı bir asılsız e-posta dolaşıyor. “Çek Cumhuriyeti’nde Müslüman kemiklerinden kilise yapmışlar,” diye vermişler gazı forward manyaklarına, bunlar da hababam forward ediyorlar. Sedlec kiliseden ziyade, bir ossuary. Sanırım...
Toplum
“Bana Bukowski’yi anlatır mısın?” dediğinde, en heyecanlı yerindeydim oyunun. Sıkıcı bir günün akşamında kendimi 2. Dünya Savaşı’na vermiş, sonrasında The Thin Red Line veya Enemy at the Gates’i yeniden izlemek üzere Call of Duty World at War oynuyor, bir yandan alev makinesiyle insanları yakarken bir yandan da insanoğlunun...
Latin Amerika güzeldir. Denizi, kızları, kültürü, eğlencesi, dansları, yemekleri ve elbette ki purolarıdır Latin Amerika’ya aşık olmamızın temelinde yatanlar. Ama birçok şeye olduğu gibi, onların el emeği göz nuru purolarına da yeterli saygıyı göstermediğimizi düşünüyorum. Nedir ki puro? Efendim puro dediğimiz nimet, Latin Amerika...
Hiç eskimeyen bir geyik vardır ülkemizde. “Türkler zeki ama kafa hep üçkâğıda çalışıyor hacı,” deriz. Bununla içten içe övündüğümüzü bile düşünüyorum. Almanya’da devleti kandırmaya çalışan gurbetçilerin, ABD’de tüketici haklarını kötüye kullanarak mağazaları mağdur eden sözümona zeki adamların hikâyeleri anlatılır durur. Toplum olarak yalancıyız. Ve...
Yıllardır kafamı kurcalayan bir konu, çiçeği burnunda Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu sayesinde bu sıralar pek popüler olmuş. Mini mini birler, çalışkan ikiler ve diğer bücürler derse girmeden önce, buram buram faşizm kokan Andımız’ı gırtlaklarını yırtarcasına içmeye devam etsinler mi, etmesinler mi? Sözlerine bakalım mı andımızın?...
İspanyollar her Temmuz’da olduğu gibi bu Temmuz’da da boğalarla beraber koşturmaya başladılar, haberlerde görmüşsünüzdür. Beyaz kıyafetini, kırmızı kuşağını kapan Pamplona’da boğalarla tepişmeye koşuyor. Bugün Cristine arayıp olayın ne kadar eğlenceli olduğunu falan söyleyince dayanamadım, sordum “kızım siz manyak mısınız, nedir bu boğaların sizden çektiği?” diye. Manyak...
Zamanında adamın biri demişti ki, “gelecekte sınırları devletler değil şirketler çizecek.” Uluslararası çalışan şirketlerin devletleri savaşa sürükleme başarılarını da gördükten sonra bu söze inanmayan kalmamıştır sanırım. Bilirsiniz, fazla semirmiş ulusal şirketler, devletin ithalat kurallarını, vergilerini bile değiştirme yeteneğine sahiptir. Eğer yeterince gelişmişse bir şirket, piyasayı...
“Hayatta bir fincan kahve ve iyi bir sigaradan daha güzel bir şey yok.” Johnny, Johnny Guitar “Sigara tiryakileri ikiye ayrılır. Camel içenler ve sigara içenler.” Ben, Beykoz civarları, 1998 falan… “Camel sihirli bir sigaraydı.” Charles Bukowski, Ham on Rye (Ekmek Arası) 10 gün sonra...
Bana Devlet Baba’nın resmini çizebilir misin Salvador? Şşş iki çiziktir lan? Bak ben eşkâlini veriyorum. Buna göre çiz, elimizde bulunsun. Gördüğümüzde tanıyalım, elini öpelim, saygıda kusur etmeyelim. Sayın laik ve demokratik Türkiye Halkı! Korkmayın sizin devlet babanızla bi’ işim yok, benim eşkâlini verdiğim Devlet...
Bugünlerde fena balık çekiyor canım. Üç tarafı denizlerle çevrili laik ve demokratik ülkemde balık neden yeterince tüketilmez, hiçbir zaman anlamamışımdır. Denizlere ve sunduğu nimetlere bizim kadar bön bakan başka bir ülke daha var mı bilmem. Balık dediğimiz su canlıları, kimisi sevimli, kimisi tipsiz, kimisi...