Temel yolda yürürken yerde bir muz kabuğu görmüş. “Uyy” demiş, “yine düşeceğum.” Hehehe ne komik fıkra dimi? Bu Temel düşe kalka bir şekilde yürüyüp müteahhit olmuş sonra. Yaptığı binalar 17 Ağustos’ta yıkılmış. Sonra yenilerini yapmış, her deprem olduğunda demiş ki “uyy, yine yikilacak.” Mal...
Siyaset
Nicolae Ceauşescu veya bizdeki ismiyle Nikolay Çavuşesku, başlarda iyi niyetle yola çıkıp sonradan su kaynatan bir arkadaş. Bugün Romanya’da nefretle anılıyor. 1974’de alkışlarla göreve gelip bir süre güzel işler yapan, sonrasında müttefiği Sovyetler Birliği ile bile ters düşen, alkışlarla oturduğu koltuktan kurşuna dizilerek indirilen...
20 yıl olmuş. Koskoca 20 yıl. Yaşadığım en büyük travmalardan biriydi 17 Ağustos 1999. Peki bunca zaman ne yaptık? Hiçbir şey. Hikayeden yapı denetim şirketleri türedi, ufak tefek değişiklikler oldu inşaat sektöründe. Kentsel dönüşüm denen belayı da başımıza sardı, ülkenin sosyoekonomik yapısı kökten değişti...
19 Temmuz 1877… Tam 142 yıl önce, bugün… Savaş tarihinde adına marş yazılan tek yenilginin, Plevne Savunması’nın başladığı tarih. 200.000 kişilik Rus ordusuna 40.000 kişilik orduyla direnen, 5.000 kayba karşılık düşmana 20.000 kayıp verdiren Osmanlı ordusunun destan yazmaya başladığı gün. Silah sanayinin tarihi hakkında...
Orman yangınları konusunda devlete çatınca kızanlar oluyor, “devlet ne yapsın!” Devlet çok şey yapabilir arkadaşlar. Eğitim verebilir, ceza verebilir, ödül verebilir, en önemlisi de ümit verebilir… Devlet ortalıkta yoksa orman da yanar, insan da dolandırılır, hırsızlık da olur, tecavüz de… Aşağı yukarı 20 yıldır...
Geçen gün baktım cepte biraz para var. “Gideyim de şöyle güzel bir t-bone yiyeyim,” diye gittim bir steakhouse’a. Karşıma biri geldi oturdu. Böyle asık suratlı, çatık kaşlı bir abi. “Ne yiyeceksin?” “Biftek yemeyi düşünüyorum.” “İyi. Bir porsiyon kendin ye, 1,5 porsiyon da bana söyle,”...
Şu malum dizi yüzünden çok konuşuluyor Çernobil. Gelin biraz gerçeklerden bahsedelim. Yıl 2014. Çernobil’deyim. Pripyat’ın merkezinde bir mobil ofis var. Dünyanın her yerinden bilimadamları burada çalışmalar yapıyorlar. Alman, Amerikan, İngiliz, Rus, Fransız… Türk yok, onlar Kiev’de başka işler peşinde. Bu ofiste kocaman bir interaktif...
Eskiden tahıl ambarı olan Kuzey Afrika’nın neden çölleştiğini anlamadan Roma İmparatorluğu’nun neden çöktüğünü anlayamazsınız. Aşırı nüfus yoğunluğunun sosyolojik ve çevresel etkilerini anlamadan Maya Uygarlığı’nın neden çöktüğünü anlayamazsınız. Roma’yı anlamadan dünyayı, Osmanlı’yı anlamadan Avrupa’yı anlayamazsınız. Tarihe, coğrafyaya, tarıma, sosyolojiye hakim olmadan geleceğe giden gemide dümen...
Sırbistan’da bir çiftçiyle tanıştım ve enteresan şeyler anlattı. Bu durumun aslını astarını bilmiyorum ve araştırdığımda da bir şey bulamadım. Konuyla ilgili bilgisi olanlar aydınlatırsa sevinirim. Bahsettiğim çiftçi, Sırbistan’ın kuzeyinde bir yerlerde buğday yetiştiriyor. Türkiye’nin Sırbistan’dan buğday ithal etmesinden laf açılınca bu konuda kendi hükümetine...
Yugoslavya bölgesine ne zaman gitsem hep benzer düşüncelerle dönüyorum Türkiye’ye: Üzerinde yaşadığımız değerlerin kıymetini bilmiyoruz. Adriyatik’e en az İtalya kadar kıyısı olan, 23 milyonluk nüfusuyla Avrupa’nın altıncı büyük ülkesi olan, silahtan otomotive, tekstilden tarıma her türlü ağır sanayi ve ihtiyaç maddesinde ciddi üretimi olan...