post-image

Limonata savaşı

Yeni pazarlar açan firmaları seviyorum. Açacağı yeni yolun tüm riskini üstlenen bu girişimciler başarısız olduklarında kimseye dertlerini anlatamazlar, tüketiciden ve rakiplerinden yedikleri beceriksiz yaftasıyla köşelerine çekilmek zorunda kalırlar. Ancak başarılı olurlarsa rakipler anında taklit ederler. Yıllardır pastanelerde, büfelerde satılan limonatayı şişelemek Uludağ’ın fikri sanıyordum, değilmiş. Cappy 2001...
post-image

Sansür açılımı

Birkaç ay önceydi, Santa Monica’da bir cafede Riley Steele ile oturmuş, rol aldığı Pirates 2: Stagnetti’s Revenge hakkında geyik çeviriyorduk. Konu birden Türkiye’ye geldi. Sektörde çok taze olduğu için bilmiyor bazı şeyleri, Türkiye’de bu filmlerin ithalatçısı olmadığını duyunca şaşırdı. İnternetten izlenemediğini söyleyince daha fazla şaşırdı. Dedim ki, “bebik...
post-image

İnsan kemiklerinden kilise

Son günlerde internette Sedlec Kilisesi (Sedlec Ossuary veya bizim tabirimizle kemikten kilise, kemikli kilise) ile ilgili tuhaf ve kışkırtıcı bir asılsız e-posta dolaşıyor. “Çek Cumhuriyeti’nde Müslüman kemiklerinden kilise yapmışlar,” diye vermişler gazı forward manyaklarına, bunlar da hababam forward ediyorlar. Sedlec kiliseden ziyade, bir ossuary. Sanırım...
post-image

Bana Bukowski’yi anlat

“Bana Bukowski’yi anlatır mısın?” dediğinde, en heyecanlı yerindeydim oyunun. Sıkıcı bir günün akşamında kendimi 2. Dünya Savaşı’na vermiş, sonrasında The Thin Red Line veya Enemy at the Gates’i yeniden izlemek üzere Call of Duty World at War oynuyor, bir yandan alev makinesiyle insanları yakarken bir yandan da insanoğlunun...
post-image

Puro 101

Latin Amerika güzeldir. Denizi, kızları, kültürü, eğlencesi, dansları, yemekleri ve elbette ki purolarıdır Latin Amerika’ya aşık olmamızın temelinde yatanlar. Ama birçok şeye olduğu gibi, onların el emeği göz nuru purolarına da yeterli saygıyı göstermediğimizi düşünüyorum. Nedir ki puro? Efendim puro dediğimiz nimet, Latin Amerika...
post-image

Haydi bana yalan söyle

Hiç eskimeyen bir geyik vardır ülkemizde. “Türkler zeki ama kafa hep üçkâğıda çalışıyor hacı,” deriz. Bununla içten içe övündüğümüzü bile düşünüyorum. Almanya’da devleti kandırmaya çalışan gurbetçilerin, ABD’de tüketici haklarını kötüye kullanarak mağazaları mağdur eden sözümona zeki adamların hikâyeleri anlatılır durur. Toplum olarak yalancıyız. Ve...
post-image

Bu sabah andını içtin mi yavrum?

Yıllardır kafamı kurcalayan bir konu, çiçeği burnunda Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu sayesinde bu sıralar pek popüler olmuş. Mini mini birler, çalışkan ikiler ve diğer bücürler derse girmeden önce, buram buram faşizm kokan Andımız’ı gırtlaklarını yırtarcasına içmeye devam etsinler mi, etmesinler mi? Sözlerine bakalım mı andımızın?...
post-image

Boğalarla koşturmak

İspanyollar her Temmuz’da olduğu gibi bu Temmuz’da da boğalarla beraber koşturmaya başladılar, haberlerde görmüşsünüzdür. Beyaz kıyafetini, kırmızı kuşağını kapan Pamplona’da boğalarla tepişmeye koşuyor. Bugün Cristine arayıp olayın ne kadar eğlenceli olduğunu falan söyleyince dayanamadım, sordum “kızım siz manyak mısınız, nedir bu boğaların sizden çektiği?” diye. Manyak...
post-image

Sokak sütü öldürür

Zamanında adamın biri demişti ki, “gelecekte sınırları devletler değil şirketler çizecek.” Uluslararası çalışan şirketlerin devletleri savaşa sürükleme başarılarını da gördükten sonra bu söze inanmayan kalmamıştır sanırım. Bilirsiniz, fazla semirmiş ulusal şirketler, devletin ithalat kurallarını, vergilerini bile değiştirme yeteneğine sahiptir. Eğer yeterince gelişmişse bir şirket, piyasayı...
post-image

Devesini özleyen adam

“Hayatta bir fincan kahve ve iyi bir sigaradan daha güzel bir şey yok.” Johnny, Johnny Guitar “Sigara tiryakileri ikiye ayrılır. Camel içenler ve sigara içenler.” Ben, Beykoz civarları, 1998  falan… “Camel sihirli bir sigaraydı.” Charles Bukowski, Ham on Rye (Ekmek Arası) 10 gün sonra...