post-image

Karpatlarda kamp tüyoları

Doğu Karpatların güneyinde kalan Transilvanya, Avrupa’nın en güzel yerlerinden biri. Dağların ıssızlığı, ormanlardaki muazzam biyolojik çeşitlilik ve Romanya köylerinin gotik mimariye kaçan karanlık tarzı birleşince hem çok güzel, hem birazcık ürkütücü, pitoresk manzaralar çıkıyor ortaya. Ayı, kurt, vaşak, çakal gibi yırtıcıların yanı sıra ceylandan...
post-image

Hafta sonu şoförleri

İngilizcede “sunday driver” diye bir tabir vardır. Hafta sonu şoförü diye çevirebiliriz. Haftada bir araba kullanan, tecrübesizliğiyle trafiği alt üst edenler için kullanılan bir deyimdir bu. Türkiye’nin şehirlerarası yollarında bu sıkıntıyı sadece pazar günü değil, tüm yaz sezonu boyunca yaşıyoruz. Normalde sadece köyünde kullandığı...
post-image

Gül Baba’nın ruhuna

Zamanında Osmanlı bir ülkeye sefere çıkmadan önce dervişler, salmanlar, akıncılar gönderirdi. Özellikle dervişler gittikleri yerlerde davranışlarıyla halka örnek olurlar, İslamiyet hakkında merak uyandırırlardı. Türbesi bugün Budapeşte’de bulunan Gül Baba da onlardan birisi. Aslen Amasyalı olan Gül Baba İstanbul’da, Galata sırtlarında yaşamakta, gül yetiştirmekle uğraşmaktadır....
post-image

Karpatlarda kamp

Karpat Dağları Çek Cumhuriyeti, Polonya, Avusturya, Slovakya, Macaristan, Ukrayna, Romanya ve Sırbistan’dan geçen nefis bir dağ silsilesi. Romanya ve Ukrayna’ya düşen Doğu Karpatlar ise bitki örtüsü ve vahşi yaşam bakımından bu dağların en zengin, en vahşi bölgesi. Avrupa’nın en büyük ayı, kurt, vaşak ve...
post-image

Çavuşesku’nun sarayı

Nicolae Ceauşescu veya bizdeki ismiyle Nikolay Çavuşesku, başlarda iyi niyetle yola çıkıp sonradan su kaynatan bir arkadaş. Bugün Romanya’da nefretle anılıyor. 1974’de alkışlarla göreve gelip bir süre güzel işler yapan, sonrasında müttefiği Sovyetler Birliği ile bile ters düşen, alkışlarla oturduğu koltuktan kurşuna dizilerek indirilen...
post-image

Kadına şiddet yoktur

Bu ülkede kadına şiddet yok. Bu ülkede şiddet var. Ahlaksızlık var. Eğitimsizlik var ve hepsinden önemlisi, korkunç bir iletişim sorunu var. Biz kendimizi ne yazarak, ne çizerek, ne de konuşarak ifade edemiyoruz. İçimizde birikenleri insanca dışa vuramadığımız için en ilkel güdülerimize uyuyor ve şiddete...
post-image

Her şeyimiz lafta

20 yıl olmuş. Koskoca 20 yıl. Yaşadığım en büyük travmalardan biriydi 17 Ağustos 1999. Peki bunca zaman ne yaptık? Hiçbir şey. Hikayeden yapı denetim şirketleri türedi, ufak tefek değişiklikler oldu inşaat sektöründe. Kentsel dönüşüm denen belayı da başımıza sardı, ülkenin sosyoekonomik yapısı kökten değişti...
post-image

İki milyon kilometre!

Sürüş sevdası çocukluktan kalma bir tutkudur içimde. Küçük bir çocukken halı desenlerinde, parkelere pastel boyayla yaptığım yollarda oyuncak arabalarla başlayan macera zaman içinde şekil değiştirerek bugünlere kadar geldi. Küçüktüm. Babam İstanbul’un çevre köylerine satış yapmaya giderdi, ben de peşine takılırdım. Hani derler ya çocuklar...
post-image

Plevne’den S-400’e

19 Temmuz 1877… Tam 142 yıl önce, bugün… Savaş tarihinde adına marş yazılan tek yenilginin, Plevne Savunması’nın başladığı tarih. 200.000 kişilik Rus ordusuna 40.000 kişilik orduyla direnen, 5.000 kayba karşılık düşmana 20.000 kayıp verdiren Osmanlı ordusunun destan yazmaya başladığı gün. Silah sanayinin tarihi hakkında...
post-image

Aptallık suçtur!

Orman yangınları konusunda devlete çatınca kızanlar oluyor, “devlet ne yapsın!” Devlet çok şey yapabilir arkadaşlar. Eğitim verebilir, ceza verebilir, ödül verebilir, en önemlisi de ümit verebilir… Devlet ortalıkta yoksa orman da yanar, insan da dolandırılır, hırsızlık da olur, tecavüz de… Aşağı yukarı 20 yıldır...