Birkaç yıl önce… Prag’dayım. Şehrin biraz dışında, hoş bir apartmanda, bir arkadaşın evinde kalıyoruz. Bir sabah evden çıktık, arabaya doğru yürürken yaşlıca bir hanımefendi de bizimle birlikte binadan çıktı, kendi arabasına doğru yürümeye başladı. Bak, dedi bizimki. Bu kadın Prag belediye başkanı. Haliyle şaşırdım....
Günümüzün insanı, tam anlamıyla tüketici olması için tasarlanıyor. Çeşitli fraksiyonlara ayrılmış kitleler bir yandan sürü gibi güdülürken bir yandan da “sen özelsin, en iyisini hak ediyorsun, en çok sana yakışacak” gibi mesajlarla gazlanıyorlar. Oysa dünyayı yönetenlerin gözünde hepimiz istatistiklerden, bir takım veri paketlerinden ibaretiz....
Longoz ormanlarındaki göllerin yakınlarına araç girişi yasaklanmış. Eskiden ne güzel dolaşırdık orman içindeki yollarda. Şimdi araçlar girmesin diye girilebilecek tüm açıklıklara tomruklar yerleştirmişler. Sebep? Kampa ve pikniğe gelenlerin ormanları rezil etmesi. Çevreye çöp atmak, ateşi söndürmemek, yerdeki odun dururken ağaçların dallarını kesmek gibi sorumsuzluklar....
Burası Annecy, Fransa. Eski bir hapishane binasında dolaşıyorum. Harcı kim karmış, taşı kim kesmiş, tesisatı kim döşemiş bilmem. Bildiğim, binanın Fransa’da, Annecy tapusuna kayıtlı olduğu. Yani amelesi kim olursa olsun, sahibi Fransa. Bir Türk markasının Romanya’da üretim yapması onu Romanyalı yapmayacağı gibi, bir Fransız...
Günlerden dün. Son Şile kampında parmağın ucunu kopardığım için kötü anıları silmek amacıyla geldiğim Şile’nin köylerinde yağmur eşliğinde dolaşıyor, kamp yeri arıyorum. Sahilköy yakınlarında bir yerde uçurumların kenarında balık tutanları görünce tamam diyorum. Asfalttan ayrılıyor, bol dikenli toprak zeminde yokuş aşağı ilerleyerek uçurumların başına...
22 Ekim 2019. Bundan tam bir yıl önce. Viyana’da kahvaltımı yapmış, Münih’e doğru yola çıkmışım. Almanya’ya Münih’ten girip kuzeye devam edeceğim, Danimarka’ya ulaştıktan sonra güneybatıya yönelecek, Hollanda, Belçika, Lüksemburg, Fransa ve İtalya üzerinden Viyana’ya döneceğim. Yol üzerinde Münih, Berlin, Amsterdam, Brüksel, Paris, Annecy, Milano...
Pazar günü, öğlen saatleri. Çilingoz’da kampı toplamış, orman yollarından longozlara doğru keşif maksadıyla ilerliyorum. Çevrede kimseler yok. Toprak yol bir yerde Saray – Demirköy yoluna bağlanıyor. Kalabalık. Çamur içindeki @arazirefik ve çoluk çocuk pikniğe giden tertemiz arabalar, hep birlikte ilerlemeye başlıyoruz. İleride jandarma kontrolü var ve...
Yıl 2014. Hafif yağmurlu bir Braşov sabahında, Hüseyin ile birlikte, teleferiğe ne gerek var yahu diyerek nefes nefese tırmandığımız Tampa Dağındayız. Braşov’dan buraya tırmanmak yaklaşık 1,5 saat sürüyor. Patikalarda insan bol, ciğerine güvenen kendini yokuşlara ve merdivenlere vurmuş, tepeye tırmanmaya çalışıyor. Hafif yağmur altında tepeye...
İstanbul’u otomobil olarak düşünüyorum bazen. Gerçek bir klasik, tarihe geçmiş bir efsane. Bir ’70 Challenger gibi ateşli, ’67 Mustang gibi atik, ’59 Bonneville gibi zarif, ’55 Gullwing gibi kibar. Hangisinin yerine koyarsanız yakışır. Binlerce yıl dünyanın en güzeli olarak yaşamış bu şehir. Son 40...
Hollanda’nın dünya pazarında yer edinmiş onlarca bisiklet markası var. Azor, Babboe, Bakfiets, Batavus, Cortina, Gazelle, Koga, Seine, Sensa, Urban Arrow, Van Moof, Van Nicholas, Veloretti, Volare… daha birçok üretici var ama bunlar en çok satan, pazarda sivrilen markalar. Hepsinin uzmanlık alanı farklı. Yol, şehir,...