post-image

Çevre cehaleti

Uzun yola giderken sağ koltuğun önünü çöp olarak kullanırım ben. Şişe, bardak gibi akmaz kokmaz ambalaj atıklarını oraya atarım. Akşam da hepsini bir poşete doldurur, çöpe atarım. Geçen akşam geldim bir otele, indim arabadan, vale gelip aldı arabayı. Yerde bir sigara paketi, bir kağıt...
post-image

Her şey vaktinde mi güzel?

Dün bir mağazadayken bir dedeyle nine girdi içeri. Dedenin üstünde oduncu gömlek ve şu bol cepli dede yeleklerinden var, 80’i devirmiş. Nine de 70’i aşmış, başında yemenisi, basma eteği, örgü yeleği ve artık bükülmeye başlayan beliyle tam bir Anadolu ninesi. İkisinin ayağında da kara...
post-image

İstanbul mu Isengard mı?

Çoğalarak, öfkelenerek, hırslanarak, her gün daha büyük bir nefretle, ormanları yiye yiye ilerliyor şehir. Hakkında şiirler yazılan zarif İstanbul değil bu. İçinde daha çok para, daha çok şöhret ve daha büyük güç kavgası veren milyonlarca virüsün yaşadığı kımıl kımıl, dev bir organizma. Doğada, bölgesini...
post-image

Gülmeyi bilmeyen dükkan açmasın

Bir arkadaşımın çocuğunun hastalığı nedeniyle apar topar hastaneye gittim akşam. Çocuğa serum takmışlar, bizim elimizden gelen tek şey acilin kapısında beklemek. Saat 10’a geliyor. Karnım aç, yorgunum. Hastanenin kafeteryasına çıkıyorum, kapalı. Basit bir tosta bile razıyım. Hastaneden 50 metre ileride bir büfe var. Oraya...
post-image

Pasaportsuz Ukrayna

Ukrayna’da Türkiye imajı günden güne bozuluyor. Ukrayna kentlerini dolaştığımda görüyorum ki, Odessa, Kiev, Lviv gibi popüler şehirlerde Türklerden nefret ediyorlar artık. Chernivtsy’de sınırdan girerken bir çiçek vermediği kalan sevimli sınır polislerinin Odessa’da Türkiye’den gelenlere surat yapmasının nedeni bu. Chernivtsy halkı Türkleri henüz tanımıyor. Zarif...
post-image

Bran Şatosu

Bran Şatosu, Romanya’nın önemli simgelerinden biri. Transilvanya’nın bütün şatoları gibi karmakarışık, bir sürü minik odalı, daracık merdivenli, dışarıdan heybetli, içeriden sıkıcı bir kale burası. Konum olarak muazzam, bu kaleyi etkisiz hale getirmeden Bran Vadisi’ni geçmek zormuş o devrin orduları için. Elini sallasan şatoya çarpan...
post-image

Fırçada uzmanlık

Bir firma ile tanıştım Ambiente Fuarı’nda, fırçacı. Tuvalet fırçasından yumurta fırçasına, ayakkabı fırçasından badana fırçasına kadar belki 2000 farklı fırça yapmışlar. Bir ara sordum, “çeşit çeşit ayakkabı fırçanız var, mesela cila bezi neden yok?” “Bizim işimiz fırça,” diye yanıt verdi. “Bez tekstil ürünüdür, herkes...
post-image

Tesciller falan

Ambiente’de dolaşırken, fuara sadece kesme tahtasıyla katılmış bir firma gördüm. Tik ağacından tek model kesme tahtasına 7 boy yapmış, 30 metrekare standla fuara girmiş adam. Şöyle bir diyalog yaşandı aramızda: “Sadece bunu mu üretiyorsunuz? “Evet. Tasarımı bize ait, özel bir modeldir.” “İyi ama tek...
post-image

Çevre kirliliği

“Yıl 1972. Bir arkadaşımız, Almanya’dan 4 tane otomobil getirmeye karar verdi. Tabi geçmiş zaman, araçları taşımak mı pahalıydı, biz mi macera arıyorduk hatırlamıyorum; otomobilleri binerek getirmeye karar verdik. Gittik Berlin’e, biraz dolaştık, aldık arabaları dönüyoruz. Münih’ten çıkınca, Avusturya sınırına 150 km kala şirin bir...
post-image

Hangi çoban kazanacak?

Bu teyze ile konuştum, hayır diyecekmiş referandumda. “Tayyip kötü,” diyor. Aynı köyden bir başkası ise evet diyeceğini söyledi, çünkü köye hizmet gelmiş. Demokraside çoğunluğun dediği olur, bakalım hangi çoban kazanacak. Çoğunluğun dediğinin olduğu hiçbir sisteme güvenmiyorum. İster devlet yönetimi olsun, ister şirket, isterse apartman...